
YOLCULUK BASLAR – 07.05.2024
06.10 uçağına 03.00’te havaalaninda olma hedefi ile yola çıktım. Eksik dolarimi caddedeki ATM’dan para çekerek tamamladıktan sonra gecenin bir yarısı “jungle” haline gelen caddeden hafif tırsak yola basladim. Tam köprü yoluna girecektim ki, lastik ışığı yandı. Araba servisten yeni çıktı. Lastik ayarlari ayrica yapıldı, 1 lastik balon yaptigi icin değişti.. ve bunlar sadece 1 hafta önce. Gecenin karanlığında otoyolda durmaktansa kucuk bir problemdir diye yola devam ettim. Sorunsuz havaalanındayım.
iGüvenlik kontrollerinden güvenlik ekibini tatmin etmek için ya çantayı bosaltarak ya da ekranda detayları değerlendirerek geçmeyi başardım. 3 boyutlu görüntülenen cisimleri evirip çevirip ne olduğunu anlayabiliyorlar. Bu şekilde fotograf makines çok rahat görülebiliyor.. çok iyi.. Problem; Lufthansa kontuar. İlk olarak güvenlik elemanları vizeleri kontrol ediyor. Ellerinde vize listesi.. gelenleri isaretliyorlar. Nihai hedefler, otel rezervasyonu ve vize durumu sorgulanıyor. Bagaj da sorun değil.. tek bagaj 23.2 kg. Ama el bagaji .. o problem. Aslinda eşeklik bende. 3x 23 kg bavul hakkim var. Al bir hard case, ver herseyi bagaja. Kolaysa her biri 10 kg cik olan el bagaji ile sirt çantamı el bagajina tık.
Simdi lounge’da herseyi tek bagaja yerleştiriyorum. Bakalim ucaga geçerken ne olacak.

Çabam ise yaradi.. kabin bagajına sığmayan bos sirt cantasi icin, kucuk bir paket kuruyemise büyük bir free Shop torbası edinince şimdilik sorun çözüldü.. son problem; 20 kiloyu silkme ile baş üstü dolabına yerleştirmek 😀
Bu da basarildi.. muhtemelen birazdan uçuş ekibi gelip bana kapinin nasıl açılacağını söyleyecek. Istanbul – Frankfurt uçuşunda acil çıkıs kapısındayım. Premium Economy biletim olduğundan bu koltuğu otomatik verdi sanırım. Ucaga girer girmez maske taktim.. biraz boğucu 😞. Ama şansa orta koltuk boş. Iyi ki acil cikis koltugu almışım.. koltuk araları çok dar.
3 saatlik bir ucustan sonra Frankfurt havaalanına iniyoruz. Körüğün hemen dışında yolcular, muhtemelen Turkiye’den gelen bir uçak olduğundan, polislerce ayaküstü pasaport kontrolüne tabi tutuluyor. Türk pasaportunu ozel ihtimam.. ikinci uçuşun ucus karti isteniyor.. bir de vizeyi sıvazlayip duruyorlar.. Lufthansa elemanı sahtesini yapıyorlar demişti. Polisin elinde de bir alet vardi ama ucus kartını ararken ne yaptığını , nasıl kontrol ettiğini göremedim.
Bu badireyi de atlattıktan sonra şimdi çantaları tekrar düzenlemek için bir yer bulmalıyım. İlk gördüğüm Lufthansa Lounge tabelasına yoneliyorum. Böylece ters yönü seçip ekstra Security check noktasından geçme tecrübesi yaşama mutluluğuna erisiyorum. Ama hangi kapiysa bu guvenlik laçka. Lounge’daki görevli ucus kartina bakinca benim yanlış kapida olduğumu soyluyor. Gitmem gereken yeri tarif ediyor. Gates Z’ye gitmem lazım.. burasi Gate B. Gates Z Terminal 1’de oluyormus. Digeri Terminal 2 galiba.
Onun için geldigim guvenlik koridorunda cikip, ucaktan indiğim kapiyi da gecip ilerlemek ve Sky trenine binmem gerek.

Trenden inince tekrar bir guvenlik kontrolü.. bu sefer daha sıkı. Bilgisayar ve sıvılar canta icinden cikiyor. Türk olduğumdan midir bilmem, fotograf çantasının icinde turnusol kağıdı benzeri birsey ile test yapti.. testten geçtim tabii ki.
Havaalani büyük. Dolayisi ile her bir köşede lounge var. Ama çok büyük değiller. Herhalde saat itibari (9.30) ile kahvaltı konsepti hakim şu anda.
E kahvaltidan sonra en iyi ne gider ?

Telefonlarin ve saatin şarjlarını tamamlarken ogle yemegi menüsünü de yakalıyorum. Kuskonmazi sevmem ama deniyorum tekrar.. evet sevmiyormusum.
Z kapısına ulaşmam zor olduğu için, ekranda ucusumun kapısına 3 dakikada gidebileceğimi söylemesine rağmen ben erkenden toparlaniyorum. Bu arada uzun ucus oncesi kan dolaşımını hızlandıracak bir nevi futbolcu çorabını da giymeyi unutmuyorum. Koridordaki ilk kapi bizim 50.. gercekten 3 dakika. Beklemedeyiz..
Beklerken Airalo’nun simdiye kadar iyi çalıştığını soyleyeyim. Hem Almanya hem de Kosta Rika icin E-SIM’leri Turkiye’de aldim ve yükledim. Bu işlem için veri erişimi gerekiyor.. son dakikaya bırakmayın. Arama ve SMS’i SIM’e, data erişimini eSIM olarak girmistim Turkiye’de. Sebekeye baglaninca benim sayac saymaya basladi. 30 gunluk 3 GB 10 usd. Bana bu kadar data fazla ama 30 gun lazim.

Yolcu almaya gec baslamalarina rağmen kapi zamaninda kapandi. Sanirim ucak çok dolu değil. Upgrade icin duyuru yaptilar.. epey de sattilar.
Ucak A340-300.


Kapi kapandi, pilot anonslarini yapti ama neden kalkmiyoruz. Eglenceyi de kapattilar. Zaten yeni film yok. Muhtemelen ucagin elektronik aksamini kapatip actilar 😀
Yerel saat ile 14:00’te ucak hareket etti. Bakalim kalkis icin trafik nasil.
Büyük bir havaalani. Beklerken hemen hemen ayni anda farkli yonlere kalkan en az 2 ucak gordum. Benim bildigim Istanbul’da henuz böyle bir Imkan yok.. ya da ben gormedim.
Kalkisimiz 14.17 oldu.. cok da kotu değil.
Seytana uyup business upgrade ettigim dogrudur. Ucaga bindigimiz andan itibaren yemek ve icecek servisi super. THY’den sanirim daha iyi.
Ilk olarak 2022 Armageddon Time, sonra bir cocuk filmi Lyle Lyle Crocodile, A Man Called Otto (bunu 2. Kez seyrediyorum), She Said ve son olarak Ticket to Paradise.

Aksam saat 6’da San Jose’ye indik. Burada da ucak cikisi polis tarafindan ayakustu pasaport kontrolu. Türk pasaportu gorunce pek emin olamadi. Ne kadar ve nerede kalacagimi sordu. Gozleri pek emin olmasa da beni gecirdi.
Pasaport kontrolunde meslegimi ve nerede kalacagimi sordu. 1-2 dakikada gectim.
Bavullar henuz orada yok. Para bozdursam mi dedim ama 1 dolara 422 CRC veriyorlar. Beklenti 500 verilmesi, bozdurmadim.
Bu arada Airalo burada da sorunsuz calisti. Benimki 30 gunluk 5 GB.. 31 usd

Bavul gelince hayatimda ilk defa Uber cagirdim. Uber ust gidis katina geliyor.. benimki 2. Yaya geçişine geldi.
Uber burada hem yasal hem degilmis. Büyük bavulu bagaja yedek ya da 2.yedek lastiğin uzerine koyunca fotograf cantasi arka koltuğa konuyor. Şoförüm Alajendro on koltuğa oturmamı istiyor. Birisi sorarsa arkadasiz 😀
Otelimiz Park Inn by Radiason San Jose. Kac dakika mesafe diye sorduğumda 15 dakika cevabı aliyorum ama yola çıkınca masif bir araba yığını ile karşılaşıyoruz ve navigasyon 32 dakika tahmin ediyor. Yuruyerek geçebilirim.. o derece yavas bir trafik.
Neyse sorunsuz otele varıyorum. Resepsiyonda aynı ucaktan başka bir turist. O da beni tanıyor.
Grubun bir kısmı asagida birseyler atistiriyor, ben de üstümü değiştirip onlara katılıyorum. Herkes başından geçenleri anlatıyor.. tatil başlıyor.
SAN JOSE TURU – 08.05.2024
Sabah 5.30’da uykumu almış bir şekilde kalkıyorum. Yatak keyfi, dus derken 8’e doğru kahvaltiya iniyorum. Abuk sabuk bir peynir, çeşitli salamlar, meyve ve meyve suları ile sicak bölümünde sosis, pilav ve yumurta. Ac karnına sicak bölümü ilac gibi geldi. Pilav bizim iç pilav görünümünde; yani hafif baharat var ama buradaki baharat acı anlamında değil, lezzet anlamında. Bizdeki iç pilav gibi içinde küçük siyah şeyler var.
Kahvemi yudumlarken San Jose’ye 2 gün erken gelip araba kiralamış arkadas ile Jungle Crocodile gezintisine gitmeye karar veriyorum. Hedef National Park Carara. Housing icinden fotograf makinasini çıkarıp tele objektifi sirt çantasına atıp ekibe katılıyorum.

JUNGLE CROCODILE SAFARI
Yaklasik 1.5 saatlik yolculuk ile parka variyoruz





Tekneye rehberimiz Gustavo eşliğinde gidiyoruz.

Tarcoles nehri ülkenin en büyük nehirlerindem biri. Timsahları ile meşhur.
Gelgit nedeniyle şu seviyesi düşük oldugundan önce okyanus ve güney ucuna gidiyoruz.

Bu nehrin bir ucu denize ulaştığından timsahların beslenmesi için elverişli bir ortam oluşturuyormuş. Rehberimizin esprisi ile artık timsahları turistlerle beslemelerine gerek kalmıyor.
Burası balık tutmak için de iyi bir nehir imiş.

Timsah için gelsek de bol bol kus fotoğrafı cekiyoruz.

solda siyah şahin (common black hawk), sağda anhinga

Anhinga

Black necked Stilt bird (sözlük “kıyı koşarı” diye çevirmiş 🙂 )

Cattle egret (Sığır balıkçılı) rehber Trump diye de adlandırıldığını söyledi 🙂

Black vulture (siyah akbaba)

Green heron (yeşil balıkçıl)

Bare throated tiger heron

Rehber 2 agacin ayni olmadigini soylemisti ama detay hatirlamiyorum. Şimdi dikkatli bakınca ağaçların farklı olduğu gözüküyor zaten

Muz ağacı.. aslında bu bölgeye sonradan getirilen bir ağaç imiş

White ibis

common black hawk


Gel git etkisini karaya vurmuş sandallarda görülebiliyor

Neotropic cormorant

Cormorant

Grey heron

Frigate (fırkateyn kuşu)

Ağaçta dinlenen rakun

Mangrov

Great Kiskadee


Crested caracara

Wood stork

Roseate Spoonbill (kaşıkçı balıkçıl.. sözlüğe göre)

Great egret (büyük akbalıkçıl)



Cormorant (karabatak)

Little egret

Whimbrel (yağmur kervan çulluğu)

Tiger heron


Little egret & roseate sponbill

Little egret & Grey heron

Green kingfisher

Pelikan

Güneşlenen bir timsah
Okyanusa bağlanan ucuna nehrin agzi diyorlar ve burada okyanusun dalgalarını görmek mümkün.


Gönüllüler mi görevliler mi bilmem, su çekilmiş arazide temizlik yapıyorlar.




Arada timsahlar ama en uçta 2 büyük timsah var. Güney ucundaki timsah ikinci büyük ve 85 yaşında imis.

Karaya çıkmamıza izin vermiyorlar.. ama arkadaşın fotograf makinası ile yakından timsah fotografı çekmeye yardımcı oluyor rehberimiz.









Green iguana
Giriste verdikleri broşürü gördüğümüz kulari isaretleyemedigimizden Hollandali çocuğun broşürü fotoğraflarım. X olanlar bizim gördüklerimiz.


PAARQUE NACIONAL CARARA
6 km ileride başka bir parka gidiyoruz.





Adam başı 15 dolara Jairo bize 1.5 saat tur yaptırdı. Arkadasin teleskopu uzerinden fotograf bile cekebildik. Ama sabahki tur kesinlikle daha verimliydi.
Hemen girişteki maymun ailesini fotograflamak mümkün olmadı.









Teleskop üzerinden çekilen fotograflar oldukça iyi çıkıyor ama bunu biz pek beceremiyoruz, rehberimiz yardımcı oluyor.

Ceviz büyüklüğünde zehirli yeşil-siyah kurbağalar her tarafta ama genellikle insanlara pek yaklaşmıyorlar.

Bu küçük yarasayı görmek bizim için imkansız ama rehberimiz için çok da zor değil sanırım.


Jesus christ lizard.. bu ismi su üstinde yürüyebilmesinden alıyormuş


Rehberimiz ile vedalastiktan sonra yaklasik 2 saatlik bir tolculukla Sixt’in Curridat ofisine vardik. Uber ile gunu tamamlayacagimiz Restoran varmamiz yaklasik 20 dajika.
Silvestre kendini farklilastirmis bir restoran. Normalde rezervasyon ile çalışıyor. 6’da açılır açılmaz kapidan 4 kisilik yer olup olmadığını soruyoruz. 2 saat içinde kalkarsak yer olduğunu öğrenince şansımızı kullanmaya karar veriyoruz.

Başlangıç olarak kokteyl söylüyoruz. Benimki İsabet Carvajal.

Bu arada ağız tatlandiricilarimiz surpriz olarak geliyor. İyi niyetliler tatlı, kötü niyetliler tuzlu alacakmış tadını. 🙂

Deniz urunleri agirlikli baslangic ve ana yemek seciyoruz. Baslangiclari ortaya soyleyip paylasiyoruz. Sonuc; genelde oldukca basarili. Ben tatli almiyorum, Hannessy konyak ile yemegi tamamliyorum.
Bu yemegin toplam maliyeti 330 USD. Servis ucrete dahil olmadigindan 30 dolar da bahsis veriyoruz. Adam basi 90 USD. Bu gezi biraz fazla pahaliya gelmeye basladi sanirim. Ama arada olur o kadar.
Uber ile otele donus ve lobideki arkadaslarla muhabbet sonrasi herkes dinlenmeye cekiliyor
09.05.2024
Sabah kahvaltıdan sonra ufak tefek ihtiyaçları olan arkadaşlar için Wallmart’a gittik








12’de otel hesaplarımızı kapattıktan sonra 1’de yola çıkarken dramaminlere başlıyorum.
Bavullar için ayrı araba gelmis.

Bizim ekip 14 kişi. Bizden başka 8 kişi daha var. Minibüs tamamen dolu. 2 kişi biraz gecikmeli geliyor.
Rudi (Rudolf) minibusun, Omar kamyonun şoförü.
Yarı yolda duracakmisiz. Meyve dükkanında meyveli snack varmis. Bu normal duyuru. Bir de onun söylemediği ve bizim duymadiklarimiz var. Meyvecinin yanında alkol satışı varmis. Teknede ağır alkollü içecek yokmus. Tıbbi (!) amaçlı alabileceğiz. Bir de böcekler icin böcek kovucu almamızı önerdi.
Rudi çok çenesi düşük bir adam. Hiç Turklerle karşılaşmamış.. cok soru soruyor. Ve San Jose’ye ait bilgiler veriyor.
Yanından geçtiğimiz bölge havaalaniymis ama evler yapılınca kullanissiz olmuş. Spor kompleksi yapılmış. Cinliler stadyum yapmis, karşılığında balik avcılığı hakkı istemiş. Kosta Rica stadyumu kabul etmiş yaptırmış ama avcılık izni vermemiş. Fırsatçı bir millet anlaşılan.
1000m Deniz seviyesi uzerinde 6 milyonun 3 milyonu merkezi vadide.
Cocos adası Peru ile Kosta Rica arasındaki sicak ve soğuk akintilarin kesişiminde. Bu nedenle çok plankton ve çok canlılık var. Cocos’taki hammerhead köpek balıkları Galapagos’a gidiyorlarmis.
51179 km2 yuzolcumunun 40% u koruma altındaymış. 940 kus turu varmis. Dunyanin 6% canli tipi buradaymış. 2-3 km açığı orman ve pek çok tür görülebiliyor.
Iki araç arka arkaya 1 saat gittikten sonra bahsedilen yerde durduk. Marketin kepenkleri kapali olunca Rudi telefonla arayarak kepenkleri hemen açtırdı. Meyve dükkanı daha sağda ama ben sabah otelden aldigim muzu yedim.

Biz tam inecekken yağmur başlayınca Rudi minibüsü neredeyse marketin içine kadar sokarak ıslanmamızı sağlıyor.

Gördüğünüz gibi yağmurdan etkilenmeyelim diye minibüsü neredeyse marketin icine soktu.
Nisan- Kasım arası islak mevsim. Yagmur yağınca suyu başarmış ve şu soğur, plankton artarmis. Bu da kopekleri artırıyor. Bu sene hava sıcak gecmis … bakalim bizi neler bekliyor.
Şoförünün kendini sol dirseği ile direksiyonu idare etmek konusunda geliştirmiş. Sol elinde mikrofon, dirsek direksiyona dayali, sag eli ya vites değiştiriyor ya da bir şey anlatırken el hareketleri yapiyor. Goz temasına inanıyor olmali ki, 2-3 cümlede bir arkaya bakıyor. 😀

Aslinda 1.5 saatte varabilecekken tekneye bavulları aktaracaklari için Rudi bize Puntarenas turu attırıyor. Ve nihayet tekneye variyoruz.

Tekne ile ilk tanışma
Warren direktörümüz, sunumu yapıyor. İsimleri takip etmek zor. Jairo chef, Douglas chef assistant, Jorje for everything, Jimon ve Alberto pangaların sürücüleri, Luis odalarla ilgileniyor, Mauricio kaptan, Jonathan..
Sular yüksek oldugundanhemen yola çıkacağız.

Deniz dalgali olacağı icin Warren ilaçların yerini gosteriyor; hemen atıştırmalıkların yanında bir çanak içinde teker teker kesilmiş ilaçlar duruyor.
18.30’da ilk yemek.
Ust katta 4 asagida 8 kamara var.
Cocos Adasına varış – 11.05.2024
Sabah 5’te uyandım.37 saattir yoldayız. Ada görünmüş. Bbubiler ve frigate’ler tekneyi karşılıyorlar. Yaklaştıkça hızımız düşüyor ve demir atmıyoruz koruma altındaki bu bölgede şamandıraya bağlanıyoruz. Hemen yanımıza küçük bir tekne geldi; balıkçı teknesi gibi. Yaklasinca ranger olduğunu görüyoruz. Bağlanmamıza yardım ediyorlar.




Adadaki ilk sürpriz GSM şebekesinin olmaması. Bizimle adaya gelen ekip adadaki yetersiz olan enerji kaynağına destek olarak güneş enerjisi sistemi kurmaya gelmişler. Bakalım ileriki günlerde şebekeye erişim olacak mı.
İlk olarak pangalar suya indiriliyor




Sat 06:30’da kahvalti yapılıyor. 7:45’te dalış zili çalıyor. Check dive Chathan Bay’de. Benim konsol hava kaçırınca bottaki yedek regulatorun konsolu ile değiştiriyorlar. Gecikmeli iniyorum. Buddy’m de makinasini bağlayacak bir sey bulamayınca teknede bırakıyor. Ağırlıklar pound hesabi. 2 kilo dedikleri 1 kilo bile değil, az geliyor. 1’lik bir tane daha alıyorum. Yine de zor iniyorum. Kumlugun etrafında mercanlar. Ilk giriste küçük bir rainbow runner surusu. Her tarafta kucuk white tip reef shark. Bir tane Marble ray görüyoruz. Sakın dalis .. Rehber yükselmeye bslayinca dalisin bittiğini anlayıp biz de guvenlik beklemesi yapip cikiyoruz. Bizdeki gibi dalış bitiyor ya da güvenlik beklemesi işareti vermek yok.
Rehberimiz Warren aceleci dalgıçlardan hoşlanmıyor. Botun ortasında tüpleri koyacak bölme yapmislar. Tüp sırasına göre dalgıçlar alip biniş sırasında tüpünün başına geçme karmaşasını engellemiş oluyorlar ama bir de buddy’leri yan yana ya da karşı karşıya almalılar. 11 kişi yolcu , 1 rehber ve 1 panga driver. Bizim fotograf makineleri biraz alt alta ust uste botun başında.
İlk dalış sonrası “ranger”lar teknemize gelip bölge hakkında bilgi veriyorlar ve broşür dağıtıyorlar.






Ikinci dalis Manuelita Channel’a. İnip 18 metrede bekleyeceğiz güya. Ben en son inenlerdenim ama buddy’m ilkelerden. O hemen inmiş. Digerleri şu üstünde. Rehber asagida bekleyin diyor. Ben indiğimde buddy’mi tam göremiyorum ama uzaktan tüpü gözüken o olmali. Zaten o tarafa gidiyoruz yavastan. Yine white tip reef shark, marble ray’ler, sarı cizgili snapper’lar ve murenler. Tam o sırada biraz uzaktan bir Hammerhead bizi kolaçan edip uzaklaşıyor. Tam görmeyenlere göstermeye çalışırken bu sefer karşıdan manta geliyor. Onu çekerken buddy’m havasının bittiğini soyluyor. Birlikte cikiyoruz. Bir süre sonra grubun tamamı cikiyor. Bu sefer fotograf makinalarina biz de yardım ediyoruz, bota çıkma işi biraz hızlanıyor.
Dalistan sonra herkesin surat bir karış. Rehberimiz elinde makina bizi kolaçan edeceğine film çekmekle mesgul. Hatta film çekerken mantayi da kaçırmış. Oglen yemegi bu sinirle yeniyor. Üçüncü dalis oncesi belki herkesin sinirler biraz gevşer.
Yemekten sonra birkaç kişi Rehber ile konuşuyor. Üçüncü dalista rehberin elinde makina yok. Bu sefer onun surat bir karış. Uzaktan hammerhead , 5 adet golden çok head ray dalisin önemli canlıları. White tipler her yerde. Buddy’m yine havam bitti diyerek yükseliyor. Bir süre bu şekilde gidiyoruz. Önce o sonra biz çıkıyoruz. Tüm grubun tekneye binmesini beklerken frigate’ler kafamızın üstünde dolaşıyor. Bizi balıkçı mi zannettiler acaba. Bilseler bizim baliklar sadece fotoğraf makinelerinin içinde, makineleri mi alip giderler ?
Aksam yemeği klas restorandakiler gibi. 2 masaya 2 ayrı “garson” hizmet ediyor. Yol boyunca sandviç gibi yemekler olunca bu bizim için iyi bir sürpriz oluyor. Kirmizi ve beyaz şarap servisi bardakları bos bırakmıyor. Tabi ben her zamanki gibi dalislar arasi içmiyorum. Yemekten sonra bir grup yatmaya çekilirken bizim grup yine muhabbete dalıyor. Ben bankalarla ilgili bölümle başlıyorum, sonra tekstile ama tabii ki konu fotoğrafa geliyor. 9’da ben yatmaya gidiyorum.
Sabah 5’te artık yataktan çıkıp giyiniyorum ve yukarı erkenci kuşların yanına gidiyorum. Kahve ve bisküvi eşliğinde doğan güneşi, bulutları ve kuşları çekiyoruz. 5.5’ta tekne hareket hazırlanıyor, 5.45’te hareket. Bakalim adanın obur tarafinda şebeke ve İnternet var mi. Kaptan yok demiş ama bir umut.
Adanın diğer ucunda da İnternet yok. Sabah kahvaltı 6.30, ilk dalis 8’de. Dalistan sonra karaya cikiyoruz. Fotoğraflar çekiliyor. Rehberimiz Warren basi cekiyor ve bir grup nehre giriyor. Tekneye doner dönmez ikinci dalis. Üçüncü dalistan sonra tekneye dönüyoruz ama tekne eski noktasına gelmiş.
Bir sonraki gün dalis ve yemek temposu aynı. Sadece meshur Alcyone dalis noktasında sadece uzaktan çekiç baş görüyoruz. Yol uzak oldugundan ve dahi dalgali oldugundan midemiz hemen hemen agimizda oldugundan, ikinci dalis ilk gunku bir yere. Tercih dogru dalisin basindan itibaren cekicler etrafta ama sonunda büyük bir suru herkesin yuzunu gulduruyor.
Üçüncü dalis sonrasi saat pangalarla ada etrafında tur atmak. Ama kaptan denizin dalgali olduğunu ve herkesin islanacagini soyleyip vaadedilen turu ana tekne ile gerceklestiriyor. Bizim icin gereksiz. Teknedeki yabanci dostlarimiz ne Der bilmem. 14 kisilik Türk grubun disinda 2 Danimarkali çift, biri Cinli Kanadali bir çift, biri Ispanyol biri Isvicreli bir çift ve iki Alman. Tam birlesmis milletler.
U arada Aggressor teknesinin ilk hedefleri dalis değil iyi bir tatil ve musteri memnuniyeti. Mottolari da “dream, dive, discover”.
36 saatlik yolculukta sandwich yiyince bir an korkmadim değil ama sef ozellikle aksam yemeklerinde sef tabagi servis etme konusunda elinde geleni yapiyor. Her sunulan tabagi begenmemiz gerekmiyor tabi. Dun aksam somon izgara uzeri tatli cilek sos benim ağız tadima çok uygun değil. Ama bu oglenki domates corbasi, benim gibi domates corbasi sevmeyenlere bile bunu sevdirebilir.
Ertesi Sabah benim kalkis saatin aynı ama dalis saatimiz bugun biraz daha erken. Hedef 7’de dalis. Gunun programinda hiking (?) var.
20 dakikalik bot yolculugu ile Dos Amigos’un buyugune daliyoruz. Diger ekip kucugundw.
Ikinci dalista amigoslari degistiriyoruz. Yemekten sonra hiking. Tepedeki eve tirmanioruz. Yerleştirmek kaygan. Hem kondisyonsuzluktan hem de pur dikkat cikmaktan kan ter icinde kaliyorum. Mayonnaise ustune giydigim sort ve tshirt suyu girmis gibi. Tabi havanin nemi de cabasi.
Sahile indigimizde Okeanos tekneleri ile ranger’lar futbolcu macini bitirmemis. Bota donunce bizimkilerin 5-3 yendigini ogreniyoruz. Servisimiz yapar Eduardo’ya sorunca hat trick yaptığını soyluyor.
3. Dalis ve yemek. Ahciya soylemek lazim.. yemeklerinde recel değil salca ya da tuz konur.. bizde adet boyledir.
Bir sonraki gün 3 dalisin surprizi maskesini su altinda kaybwden buddy’m oldu.
Aksam yemeginde ise sushi ve chevice vardi.
Bu sabah ilk dalis daha erken.. 06.30. Cunku bugun 4 dalis. Yarin 2 dalis yapip Puntarenas limanda gelgiti yüksek suda yakalamak icin erken yola cikacagiz. Bu tatil de bitiyor. Ise donmek icin hala neredeyse bir hafta vat.. cunku butur gezilerde yol uzun soruyor.
Sabah 5’te kahvemi alip yine en ust decker cikiyprum. Her zamanki arkadas yanında bir de jakuzi sesi. Dalislardan sonra yapmak lazim bir kere.
Ilk dalis Custeau’nun mekana. Bu sefer daha asagi indigimizde bir tane cekic bizi karşılıyorlar. Hepimiz duvara diziliyoruz ama gelen giden yok. 5-6 dakika sonra yer degistiruyoruz. Etrafta var ama bize yakin gelmiyorlar.
Dalislae biter bitmez pangalar guverteye yerlestiriliyor ve yola cikiyoruz. Geldigimiz kadar dalgali değil ama dalgalar bandana geldiginden iki tarafa savruluyoruz yine de. Arada king, yemek, muhabbete derken Pantaneras’a 36 dolmadan bağlanıyoruz.
Sabah kahvaltıdan 06 30. Sonra kaptan gelip kredi karti ile odeyeceklerin odemelerini aliyor. Benim odememde 120 usd nitrox , 600 usd park, telefon 5 usd, 2 tshirt ile Toplam 825 dolara verdim.
Şoförünün Rudi bizi donuste bir alisveris merkezinde durduruyor. Yine de otele eeken variyoruz ve odalar hazir değil. Bir grup bavulları birakip cikiyor. Ben birkac arkadas sartlari zorlayip biraz FaceTime biraz zoom toplanti yolu ile Galatasaray-Fenerbahcw macini seyretmwyw caliaiyoruz ama sonuc biz Galatasaraylular icin husran. Oglen yedigim pizza beni aksam da tutuyor ama otelin happy hour imkanini margaritas icerek degeelwndiriyorum.
MANUEL ANTONIO NATIONAL PARK
Buradaki wkstra gunumuzu gunluk tur ile degerlendiriyoruz. Antonio ve Ricardo sofor ve rehberimiz. Sabah 5.45’te bizi aliyorlar. 2 Amerikali, 2 Hintli, 2 Meksikali ve biz 2 Türk.
2 ay oncesi kuru ve sicak imis. Simdi yagmur mevsimi. Genelde oglwden sonra 2-3 saat yagmur yapar durumus.
Pasifike dogru gidiyoruz. Puntarenas’ a.
57% protected area. Dunyadaki en büyük koruma altindaki ulke imis. Bir kismi da ozel kisilere ait. Devlet korumayi para ile destekliyormus. Ormanlari koruma business olmus yani.
76 km lik otoyol 2010’da yapilmis. Eski yol daglari lastiğin icin guvenli degilmis. Yeni yol pasifigw ulasmayi 1 saat kisaltiyor.. cok da farkli değil sanki.
Otoyollar ayrik değil ama kimse sollama yapmiyor. Yokus yukarı ek serit aciyorlar. Normalde yavas gidenler saga geçmeyi ama tekrar sola gecmek zor olabileceg8nden yavas gidenler soldi kalinca genelde sagdan hızlandıracak geçişine yapıyorlar.
Saat 7 gibi Lokal kahvalti icin duruyoruz.


Kahvalti sonrasi kopruden yuruyerek geciyoruz ve yukaridan fotografliyoruz.








Orta Amerika’daki en büyük timsahlarmis. Eskiden burada besliyorlarmis. Onun icin buradalar. Bir de ranger’lar yakaladiklari timsahlar burada saliyorlarmis. Onun icin en büyük population burada.
Timsahlar o kadar sabit duruyorlardi ki sahtesini zannettik. Bir tanesi agzi acik duruyoruz. Sabiha durmayi anlarim ama agzi acik sabit durmayi anlamak zor. Bir ara biri kuyrugununucunu oynatti , ağız acik olan agzini kapatti.. ama sonra tekrar acti. Biz de bunlarin gercek olduğunu anladik. Rehber bunlar heykel mi diye sorunca niye kizdigini da.
Parka plastik sokak yasakmis. Plastik sise su da sokmuyorlarmis. Kese kendi sisemi getirseymiaim.
Bu arada Crespo’dan geciyoruz. 4-17 yas araai egitim ucretsiz ve mecburi imis.
Bir bakkalda kisa bir surustan sonra sat 09:30 gibi parka variyoruz.


Manuel Antonio bu bolgeyi kesfeden adam. Turumuz 165 dolara. Otelde aliyor ve aynı yere bırakıyor. Kahvalti ve ogle yemegi ile park ucreti ucrete dahil. Rehberligi de Ricardo yapiyor. Ama turun 2 saati plajda gececek. Bizim hedefimiz ise ygmur ormanlarindaki bilmedigimiz ya da bilip pek de gormedigimiz hayvanlari gormek ve fotograflamak. Bunun icin park girisinden Rehber kiraliyoruz. Adam basi 40 dolara veriyoruz. Rehberimizin adini soyledigi anda unuttum.. zor bir isim. Kivircik sali, her rehberde oldugu gibi cenebaz. Aslinda rehberler grup basina ama bizden başka kimse olmadigindan rehberimiz bize ozel. Diger parka oldugu gibi rehberlerin durbunleri var. Soyle uzaklara gozlerini kisarak bir bakis atiyorlar ve bizim hayatta goremiyecegimiz hayvanlari.. “look, so beautiful” diyreek gosteriyorlar. Onun da otesinde cep telefonunu durbune dayayarak fotograflari cekiyorlar.

Burasi yeni bir Oman.. 52 yasinda. Burasi chiktha muz nedeniyle kesilmis. Sonra tekrar kurtarilarak agaclar ekilmis.
Karincalar agacin tepesinden yapmak parcalarini yuvalarina tasiyor.


Ayda bir agactan inen tembel hayvanlari gormek istiyorum. Ilkinin sirti donuk. Bir sonraki yuzunu gostermiyor.. derken biri yavasca dondu ve hafta uzun uzun kasinmaya basladi. Uzun bir sure sabit durduklarindan kurklerinin arasina bocekler saklaniyormus. Kasiyarak bunlari dokmeye calisiyorlar.










Rehberimiz bizi plaka kadar getiriyor. Plajda Ricardo ile karsilasiyoruz. 2’de ogle yemegi var. 1’de plaj girisinde bulusulup restorana gidilecek. Hala 1 saat zaman oldugu icin hiking bölümünde yatmaya karar veriyorum.








Plaka vaktinde ulasip grup ile bulusup cikisa kadar gidiyoruz










Yemek park girisindwki otelin restoraninda. Bizim masaya Meksikalincift düşüyor. Aynı yemeklerinde secmisiz. Biraz Meksika, biraz Turkiye muhabbete yapiyoruz.





Donuste biri fotograf biri kahve ve ihtiyac / alisveris molasi olmak üzere 2 kere olmak üzere duruyoruz.





Donuste Ricardo bizi Multiplaza Escazu’ya bırakıyor. Alisveris yapiyoruz.
DONUS YOLU
Bugun artik dönüyoruz. Sabah kahvaltıdan sonra bir arkadasin onerisi ile Altin muzesine gitmeye karar veriyoruz. Otele çok uzak değil, yurumeye karar veriyoruz.






Yolda gordugumuz bir markete daliyoruz.






Yerel talk icin yiyecek, turistler icin hediyelik esyalar var.
Yola devam edip muzeye variyoruz.





Giris 16 dolar. Heryeri acik degilmis ama altin muzesi acik, bizim icin yeterli.
Guvenlikten geciyoruz. Tum metal esyalari çıkarıp geciyoruz. Zaten canta yok, sadece cepten cuzdan, pasaport.
Bekledigimizden daha mutevazi bir muze. Altindan çok tarih / kultur muzesi.













Burasi merkez bankasinin kazasiz gibi. Sirkeci’deki Is Bankasi Muzesi’ni hatirlatiyor. Cikista kumbaralar da var.



Arada bir de taslarla ilgili bir bölümü de var.












Muzeden sonra bir gün one birkac arkadasin gittigi mekana gidip soguk kahveyi deniyoruz. Bence oldukca basarili. Sicak olmasa mean da çok sirin.




Henry blend ile dinlendikten sonra uber ile otele dönüyoruz. Hizli bir dus. Ve bavulları kapatip check out. Bavulları otele manet edip Aggressor soforu Rudi’nin onerdigi Peru lokantasi Machu Pichu’ya duruyoruz.. otele 6-7 dakika yurume mesafesi.
Paylasim tabagi soyleyip karnimiz doyuruyoruz.

XL Uber ile havaalani yolculugumuz yapmur damlalari ile basliyor. Cok sansliyiz dun de bugun de. Dun yagmur bekleniyordu, neyse ki parka yakalanmadik. Bugun de yarım saat gec kalsak restorandan donerken sirilsiklam olacakmisiz.
Yagmurda yollar , bizde de oldugu gibi şu toplamis. Ya yagmurdan ya da saatinden dolayi trafik yogun. Ben check in yapamadigim ve buranin trafigine guvenmedigimiz icin cok erken yoldayız. Neyse ki Lufthansa bizi cok bekletmeden bavulları kabul ediyor. Donuste ski fotogrf çantamı dalis çantamı ile beraer bagaja veriyorum. Cunku yeni bir el bagajim var. Grubun pek cogunun yaptigi gibi ben de bir bavul aliyorum. 140 dolara. Ucuz değil belki ama memlekette uygun olculerde kafama yatan bir bavul bulamamistim.
17. Kapi civari Lufthansa’nin da kullandigi lounge var. Binis kartimiza giriste damga basiyorlr. Anlasilan pek çok firma aynı yeri kullandigindan ve hepsinin haklari aynı olmadigindan, alkollu icecekler icin bu damgayi gostermek gerekiyor. Şu, kola, Fanta gibi icecekler herkese ucretsiz. Yemek bufesi ise cok zayif. Ama en azindan oturacak yer ve sarj imkani var.
Dunden beri mailer geliyor. Gecikme önce 15 dakika idi. Sonra 25’e cikti . Biz kapida beklerken gecikme yarım saat oldu. Yolcu alimi yine de hizli tamamlandi. Yerel saat ile 20.30’da kalkik
Bu sefer upgrade yok, premium economy ucuyorum. Enden bir fayda yok ama ayak mesafwsi iyi. Ucaga binince meyve suyu ikrami var. Bakalim başka ne fark olacak.. arkam economy, farki farkederim herhalde.
Kulaklik dagitilir dagitilmaz ilk filmed başlıyorum Geirge Clooney yonetmwnliginde The Boys in the Boat.
Ikinci film Brekeeper. Jason Statham tek basina herkesin oldurup adalwti kensince sagliyor.
Pierce Brosnan’i gorunce üçüncü film biraz bos… Fast Charlie
Dorduncu film Napoleon. Artik biraz uyuklamaya basladim.
Neyse ki sabah oluyor.. 5. Film About Time .. kahvalti ile birlikte fena değil.
Saat 15.20’de Frankfurt’a iniyoruz.
Istanbul ucusu 17.20.. trene binmem gerekiyor. Fazla vakit kaybetmiyorum. Hamburg’a giden arkadasimla vedalasip ilk önce uygun bir kose buluyorum. Sirt çantamı el bagajina tikacagim. Frankfurt havaalanindaki gate’ler arasi guvenlik kontrolu sirasinda kucuk bir canta kilitleme problemi yasamistim. Anahtar mekanizmasi uzerinde bur kilit oldugunu kesfettim. Mekanizmayi acamamam bu kilittenmis. Ucus kartinda tek el bagaji yaziyor. Bir süre sonra da fazla el bagajlarinin ucretsiz olarak bagaja alinacagi duyurulari geçmeyi basliyor. Epey de bir gonullu cikiyor.
Hemen hemen zamaninda yolcu alimi tamamlaniyor ve 17.40’da kalkiyoruz.
Biletini premium economic oldugundan sanirim, giderken de donerken de acil cikis kapisinda, daha genis back mesafesinde oturacaktim. Yam kapidan giriste 11D olan koltugum 9D olarak degisti. Burasi business yolculari arkasinda burnuna iki sinifi birbirinden ayiran perdenin hemen arkasi. Hoslanmadim ama iki kisilik koltuk olmasi da fena değil. Bu sirada 2 kişi geldi biz bu koltuklari almistik.. bizim koktuklar da degisti diye. Beni sag taraftaki 10F’ye aldilar. Hiç olmazsa ayak mesafesi iyi.
Wkonomi sinifinda 300 ml şu ile kucuk bir cukulata bedava .. onun sisindak8ler ucrete tabi. Benim bilette ikram yok mu acaba.. inince bakayim.
Ucus 3 saat soruyor. Arkamda oturanlar gecen gün olan turbulent vakasi nedeniyle endiseliler. Erkek hostes merak etmeyin ben yakininzda oturacagim diye yureklere şu serpti. Uçuşun basinda kizlar acil cikis kapisindaki yaslilara bakip bunlar mi bizi kurtaracak diye hayiflaniyorlardi. Oyle bir durumda yani Olay yanında kimsenin birbirinw yardım edebilecegini sanmam. Ancak Olay olup bittikyen sonra saglamlar belki bir sey yapabilirler. Orada da benim gibi ilk yatfim sertifikas8na sahipler belki ise yarar. Ne ogrenmistik..İlk olarak 112 aranacak.
Bagajlar da sorunsuz gelince arabayi bulma ve lastigini heyecanla kontrol etme aşamasına geçiyorum. Yol uzun ama neyseki boş Bir gezi daha kazasız belasız bitirildi. Aferin..
Sonuç olarak;
Kosta Rica
- Gidilesi bir yer
- Merkezlerde güvenli olmayan yerler var
- Turistik bir ülke; İngilizce konuşan insan çok
- İspanyolca bilirseniz daha iyi
- Doğayı korumayı önemsiyorlar
- Ama maliyetini turiste de ödetiyorlar; ucuz bir ülke değil
Cocos Adası
- Videolarda gördüğüm büyük çekiç sürülerini ya da yanınızdan geçen çekiç köpek balıklarını görememek üzücü. Sebebi bizim grup da olabilir
- Ana karadan uzak olması adayı korumuş
- Adayı korumak için “ranger”lar var
- Milli park ücreti çok yüksek
Aggressor Teknesi
- Teknemiz Okeanos Aggressor III
- Yeni bir tekne ve öncekilere göre de muhtemelen daha büyük ve rahat
- Buna rağmen son gün odayı su basması ve geceyi dışarıdaki kullanarak geçirmemiz hoş olmadı
- Dalış için kullanılan pangalar için 11 dalgıç fazla.. hele büyük fotograf makineleri varsa
- Kaptanın aynı zamanda dalış rehberi olması tartışılır
- Rehberlerin para kazanmak için çekim yapması kabul edilebilir ama öne geçmemeleri gerek
- Kendilerine bu hatırlatılınca da küsmeleri ayrı bir problem; belki de bizim dalışlarda hüsrana uğramamız bu sebepten
- Ahçıya özel alkış; yemekler çok iyi ama bu bölgeye özgü kişniş kullanımı bazı kişilere hitab etmedi
- Üst güvertedeki jakuziyi unutmayalım